Ötekileşmek ne anlama gelir?
Hoş geldiniz! Bu yazımızda “Ötekileşmek ne anlama gelir” konusu hakkında merak edilen detaylara birlikte göz atacağız.
Bunu ilk duyduğumda aklıma biraz akademik bir şey gelmişti. Hani böyle ciddi bir hoca tahtaya yazıyor, herkes sessizce not alıyor, kimse de “abi bu tam olarak ne?” diye sormaya cesaret edemiyor ya… İşte ötekileşmek kelimesi de bana ilk başta öyle bir “uzak ve ağır” his vermişti.
Ama sonra hayatın içine girince fark ediyorsun: bu kelime aslında ders kitaplarında değil, dolmuşta, iş yerinde, arkadaş grubunda, hatta aile sohbetinde bile sürekli karşına çıkan bir şey.
İzmir’de yaşayan 25 yaşında biri olarak söylüyorum; bazen sadece farklı düşünmen bile seni “bir tık kenara” koyabiliyor. Ama bunu dramatik anlatmayacağım, çünkü ötekileşmek aynı zamanda biraz da trajikomik bir şey.
Ötekileşmek tam olarak nedir?
Ötekileşmek ne anlama gelir? En basit haliyle, bir grubun içinde olsan bile “tam olarak o gruba ait hissetmeme” ya da “başkaları tarafından tam olarak dahil edilmemek” durumu.
Ama bu tanımı okuduğunda bile insanın aklına şöyle sahneler geliyor:
– “Sen bizim gibi değilsin ya…”
– “Sen biraz farklısın sanki…”
– “Biz seni seviyoruz ama…” (ama’dan sonrası zaten problem)
Bu “ama” var ya… hayatın küçük kırılma noktası gibi. Cümle başında umut var, sonunda hafif dışarı itilme hissi.
İzmir’de ötekileşmek: Sahil kenarında bile mümkün
İzmir gibi rahat bir şehirde bile bu durumun olması biraz ironik aslında. Dışarıdan bakınca herkes chill, herkes özgür, herkes “hayat güzel” modunda.
Ama gerçek hayatta sahilde otururken bile ötekileşme yaşanabiliyor.
Bir sahne düşün:
Arkadaş grubu Kordon’da oturuyor.
– “Abi ben çay söyledim”
– “Biz bira aldık ya, sen de alsaydın”
– “Ben içmiyorum zaten”
(5 saniye sessizlik)
O an kimse kötü bir şey demiyor ama bir anda masada görünmez bir çizgi oluşuyor. Sen çayla, onlar başka bir evrende.
İşte bu bile küçük bir ötekileşme anı.
İç ses devreye giriyor:
“Tamam ya sorun değil… ben zaten çayı daha çok seviyorum… ama yine de garip his.”
Günlük hayatta ötekileşme nasıl ortaya çıkar?
Ötekileşmek ne anlama gelir? sorusunun en net cevabı aslında günlük hayatta gizli.
Çünkü bu durum büyük olaylardan çok küçük anlarda kendini belli ediyor.
1. İş yerinde “ekstra uyumlu” olma hali
Mesela ofiste herkes aynı diziyi konuşuyor:
– “Breaking Bad izledin mi?”
– “Ben sitcom izliyorum aslında…”
– “Haa…” (konu kapanır)
Kimse kötü niyetli değil ama sohbet başka bir raya giriyor. Sen de yavaş yavaş “ben biraz farklıyım galiba” moduna geçiyorsun.
Sonra Zoom toplantısında kamera açılınca bile hafif bir “ben buraya ait miyim?” hissi geliyor.
2. Arkadaş grubunda müzik savaşı
Bir grup düşün:
– Rap sevenler
– Pop sevenler
– “Ben lo-fi dinliyorum” diyenler
Lo-fi diyen kişi genelde şunu yaşar:
– “Bu ne ya, uyku müziği gibi”
– “Evet zaten rahatlamak için…”
– (iç ses) “Ben zaten yanlış masadayım galiba”
3. Aile sohbetlerinde “farklı hayat tercihi” krizi
İzmir’de bile aile ortamı bazen evrensel bir senaryoya dönüşüyor:
– “İş nasıl gidiyor?”
– “İyi…”
– “E evlenmeyi düşünmüyor musun?”
(klasik sessizlik)
Burada ötekileşmek bazen şöyle bir şeye dönüşüyor:
Hayatını yaşarken bile “neden böyle yaşıyorsun?” sorusuna maruz kalmak.
İç ses: Ötekileşmenin görünmeyen tarafı
Ötekileşmek ne anlama gelir? sadece dışarıdan gelen bir şey değil. Bazen insan kendi kendini de ötekileştiriyor.
İç ses:
“Sen zaten biraz garipsin.”
“Diğerleri gibi olamıyorsun.”
“Bir şeyleri yanlış yapıyorsun.”
Bu iç monolog bazen dış dünyadan daha sert olabiliyor.
Geçen gün kendimden örnek vereyim: Bir arkadaş grubunda herkes tatil planı yapıyor.
– “Yunanistan mı İtalya mı?”
– “Ben evde kalacağım galiba…”
Sonra iç ses:
“Evet evde kal, zaten senin sosyal hayatın yok gibi bir şey…”
Ama dışarıdan bakınca aslında sadece “dinlenmek istiyorum” diyorsun.
Ötekileşmenin mizahi tarafı
Garip ama gerçek: Ötekileşmek bazen komik de olabiliyor.
Çünkü insanın bulunduğu ortamla uyumsuzluğu absürt sahneler yaratıyor.
Mesela:
Arkadaşlar gece dışarı çıkıyor
Sen: “Ben kahve içip eve döneceğim”
Onlar: “Sen kesin 40 yaşında emekli gibi yaşıyorsun”
Ya da tam tersi:
Sen dışarı çıkıyorsun
Herkes: “Bugün sen neden buradasın?”
Bir noktada şunu fark ediyorsun: Herkes bir şekilde bir yerde “öteki” olabiliyor.
Sosyal medya ve ötekileşme
Eskiden ötekileşmek daha yerel bir şeydi. Şimdi ise telefonun içinde global bir versiyonu var.
Instagram’da:
– Tatilde olanlar
– Evlenenler
– Spor yapanlar
– “Sabah 5’te kalktım ve hayatımı değiştirdim” diyenler
Sen ise:
– “Bugün çamaşır yıkadım”
Ve bir anda kendini evrensel bir kıyaslamanın içinde buluyorsun.
İç ses yine devreye giriyor:
“Sen neden böyle değilsin?”
Ama gerçek şu: Kimse o kadar “mükemmel sabah rutini” yaşamıyor, sadece paylaşıyor.
Toplum içinde görünmez çizgiler
Ötekileşmek ne anlama gelir? bazen çok net görünmeyen çizgilerle ilgili.
Mesela:
– Aynı şehirde yaşarsın ama farklı mahalleden gelmişsindir
– Aynı işi yaparsın ama farklı eğitim geçmişin vardır
– Aynı ortamdasındır ama farklı düşünüyorsundur
Ve bir bakmışsın, fiziksel olarak aynı odadasınız ama sosyal olarak farklı katlardasınız.
İzmir’de bile bu hissi yaşarsın. Konak’ta başka bir dünya, Bornova’da başka bir ritim, Karşıyaka’da başka bir sohbet.
Ötekileşmenin hafifliği ve ağırlığı
Bu kavram hem hafif hem ağır.
Hafif çünkü çoğu zaman sadece birkaç saniyelik bir his.
Ağır çünkü birikirse insanın kendini “hep dışarıdan bakan biri” gibi hissetmesine neden olabiliyor.
Bir gün fark ediyorsun:
“Ben neden hep açıklama yapıyorum?”
İşte o an ötekileşme hissi biraz daha netleşiyor.
Uyum sağlama çabası ve absürt anlar
İnsan bazen uyum sağlamak için garip şeyler yapıyor.
Mesela:
– Hiç sevmediğin bir diziyi izleyip konuşabilmek
– Hiç anlamadığın bir müzik türünü dinliyormuş gibi yapmak
– Sırf sohbet bozulmasın diye gülmek
Ama en sonunda şunu fark ediyorsun:
Uyum sağlamak ile kendini kaybetmek arasında ince bir çizgi var.
İzmir’de bir kafede otururken bunu çok net hissediyorum. Herkes konuşuyor, herkes gülüyor, ama bazen biri sadece “orada ama başka yerde” gibi duruyor. İşte o kişi bazen sensin, bazen karşındaki.
Ötekileşmek ve yalnızlık ilişkisi
Ötekileşmek ne anlama gelir? bazen yalnızlıkla karıştırılıyor ama aynı şey değil.
Yalnızlık fiziksel bir durum olabilir.
Ötekileşmek ise daha çok “yanındayken bile tam dahil olamamak” gibi.
Bir kalabalığın içindesin ama zihnin biraz kenarda.
Ama bu durum her zaman kötü de değil. Bazen insan kendini dışarıdan izleyebildiği için daha net düşünebiliyor.
Biraz kendimden: İzmir kafası
25 yaşında biri olarak şunu söyleyebilirim: İnsan zamanla şunu öğreniyor:
Herkesin içinde “biraz öteki” olduğu anlar var.
Ben de mesela bazen arkadaş grubunda aşırı konuşkanım, bazen ise sadece dinliyorum ve içimden şu geçiyor:
“Ben burada mıydım yoksa sadece misafir miyim?”
Ama sonra bir kahkaha, bir espri, bir bakış… ve her şey tekrar normalleşiyor.
Ötekileşmek kalıcı bir durum değil çoğu zaman. Daha çok dalgalanan bir his gibi.
Son söz yerine değil, sadece bir düşünce
Ötekileşmek ne anlama gelir? aslında tek bir tanıma sığmıyor. Bazen bir bakış, bazen bir cümle, bazen sadece kendi iç sesin bile bunu yaratabiliyor.
Ama hayatın komik tarafı şu: Hepimiz bir yerde “öteki”yiz, bir yerde de “çoğunluğun içindeyiz”.
Ve belki de mesele hiç tamamen dahil olmak değil; arada dışarı çıkıp kendine bakabilmek.